22 Mart 2008 Cumartesi

Zamana Yay Gerip Ok Atmak

Şarkı ve oyma dudak

Sağlam gözleri
Ve yandan Bakılınca
Uzun yüzünde kabartma bir deniz

Bütün kuşlarla gidilir yanına
Sıhhatli bir hava seçilir dolaptan
Bakılır en arkaya durmuş evin
Acısız aynasına

Bu yaşamak sezonu çok memnun
Yay gerip ok atan

.. ..... ... .....
.. .....
.. ..... ....

Cahit Zarifoğlu

21 Mart 2008 Cuma

Her Yol Mekke'ye Gider!..

Batı için "Her yol Roma'ya gider"se, İslam dünyası için de "Her yol Mekke'ye gider". Yâni bu iki âlemden her biri, başka bir yol, başka bir istikamet, başka bir tâlih takip etmeye ve insaniyetin umûmî gelişmesinde farklı vazifeleri yerine getirmeye mecburdurlar.

Said Halim Paşa - Buhranlarımız

18 Mart 2008 Salı

ÖLÜM KERE ÖLÜM / ÖLÜM KARE

İsa Golgota'ya çıkarken tökezlemeden önce
Önü sıra sendeleyip ayağı burkulan bendim
Yâr idim dulda saydı beni açmak isteyen gonca
Dert oldum Hira'ya beni teskine geldi Efendim

İlk ben üşüdüm sonradır Tur-i Sina'daki sağnak
Dağa çıktım, kurdu geberttim beni korkuttu keme
Çalmadığım kapı kalmadı can evimden taşarak
Duyan olmadı âvâzım ki desin Hallaç kekeme

İlenen oylumsuz kalır kargışın imza yeri boş
Aşka düşmek eceliyse bedeni coşturur anız
Ruh körelten çare bulmaz ilaç olmaz telâşlı döş
Pis mürekkeple çürük dil tokuşturanlardansanız

Kul beni bilmeyişin vakti ecelden kim sıyıra
Bir benim sayıklayan Adem'i imlâ eden adı
Bu yüzden bana değmeden dünyadan bir üvendire
Gittim çekip başımı gittim hakikat duraksadı.

İsmet Özel

Çanakkale (1915 - 2008)

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmed Akif

Endülüs

“Avrupa, güneşin batmasıyla karanlığa gömülürken, Kurtuba sokak lambalarıyla aydınlatılıyordu. (Londra ve Paris’in geceleyin sokak lambalarıyla aydınlatılması ise ancak yediyüz yıl sonra olmuştur.) Avrupa’yı pislik götürürken, Kurtuba’da binden fazla hamam vardı. Avrupa bit ve pire istilasına uğramışken, Kurtubalılar hergün iç çamaşır değiştiriyordu. Avrupa çamurda yüzerken, Kurtuba caddeleri taş döşeliydi. Avrupa saraylarının tavanları kir ve pastan görünmezken, Kurtuba saraylarının tavanları nakışlarla süslenmişti. Avrupalı soylular adlarını bile yazamazken, Kurtubalı çocuklar okula gidiyordu. Avrupalı keşişler vaftiz dualarını okuyamazken, Kurtubalı müderrisler İskenderiye Kütüphanesi boyutlarında özel kitaplıklar kuruyorlardı...”

Endülüs Medeniyetini anlatan bu satırları, bir Müslüman değil, bir batılı olan Victor Robinson yazmış.